11:03 DÜNYA GAZETESİ

Ateşkes Sonrası Otomotivdeki Maliyet Yükselişleri Çip Fiyatlarına da Yansıyacak mı?

Hammaddelerde fiyatlarındaki yükselişin nedeni ham petrol piyasası ve daralan arza uzanıyor. Dünya genelinde ulaşım, otomotiv, kimya ve tarım dahil olmak üzere pek çok sektör, faaliyetlerini yürütmek için petrol ve doğal gaza ihtiyaç duyuyor. Özellikle otomobil üreticileri, sentetik kauçuk ve plastik parçaların üretiminde ham petrole bağımlı. Bu nedenle petrol fiyatlarındaki artışın, küresel ölçekte malzeme maliyetlerini %25’e kadar yükseltebileceği yönünde bir görüş giderek yaygınlaşıyor.

Çip üreticileri de Hürmüz Boğazı’ndan etkilendi

Fiyatlardaki bu artışlar, çip üreticilerini de etkiliyor.  Enerji fiyatlarındaki sürekli artış, tüketici elektroniğinden havacılık ve savunmaya kadar pek çok sektörle doğrudan bağlantılı olan yarı iletken üretiminde maliyetleri yukarı çekiyor. Şu anda çoğu yarı iletkenin üretildiği Asya ülkeleri, Orta Doğu’dan enerji ürünleri ithal ediyor. Enerji fiyatlarının yüksek seyretmesi, bellek çipi kıtlığı nedeniyle zaten baskı altında olan yarı iletken pazarının, maliyetleri artırması muhtemel bir başka değişkenin daha etkisinde kalabileceğine işaret ediyor.

Bölgede faaliyet gösteren önemli enerji ve petrokimya üreticileri arasında Suudi Arabistan ve Alman kimya üreticisi yer alıyor.

Helyum, yarı iletkende ana bileşen

Helyum, havacılık, savunma, tıbbi teknoloji ve yarı iletken üretimi de dahil olmak üzere birçok önemli endüstride kritik bir rol oynuyor. Çip üretim süreçlerinde, özellikle soğutma ve temizleme aşamalarında kullanılan helyum, kritik bir girdi olarak öne çıkıyor. Küresel arzın yaklaşık üçte birini karşılayan Katar ise bu alandaki en büyük üreticilerden biri konumunda.

Son dönemde çatışmaların etkisiyle helyum fiyatları %40’ın üzerinde artarken, Ortadoğu’daki gelişmeler çip üretiminin karmaşık tedarik zincirinde küçük ama hayati bir halkayı da riske atıyor. Çünkü bu gerilimler, dünyanın önemli bir bölümünü oluşturan helyum rezervlerine erişimi kısıtlayabiliyor.

Ortadoğu’da özellikle Katar, küresel helyum üretiminin yaklaşık üçte birini tek başına karşılayarak kritik bir rol üstleniyor. Bu gaz ise yapay zekâ teknolojilerinin temelini oluşturan çiplerin üretiminde vazgeçilmez bir girdi olarak öne çıkıyor.

Ancak bölgedeki çatışmalar, doğal gaz üretimini ve buna bağlı olarak elde edilen helyumu sekteye uğratırken, aynı zamanda Hürmüz Boğazı üzerinden geçen kritik nakliye hattını da aksatıyor. Nitekim Katar, 2025 yılında yaklaşık 63 milyon metreküp helyum üretimiyle, küresel toplam üretimin (yaklaşık 190 milyon metreküp) önemli bir kısmını tek başına karşılıyor.

Alüminyum tedarik krizi

Halihazırda araç üretimini doğrudan etkileyen bir alüminyum tedarik krizi de yaşanıyor. Orta boy bir binek araç; gövde yapısı, kapaklar, süspansiyon bileşenleri, güç aktarma organı dökümleri ve termal yönetim sistemleri genelinde 200 kilogramın üzerinde alüminyum içeriyor. Bu nedenle küresel ölçekte her presleme tesisi, her döküm hattı ve her gövde montaj süreci, farklı derecelerde de olsa birincil alüminyum tedarikine bağımlı durumda.

Ancak bu tedarik zinciri bugün ciddi biçimde parçalanmış görünüyor. Körfez ülkeleri küresel birincil alüminyum üretiminin yaklaşık %9’unu oluştururken, Batılı ve Japon üreticilerin kısa vadede anlamlı ölçekte tedarik edemediği Çin hariç tutulduğunda bu oran %20’nin üzerine çıkıyor.

Öte yandan, yıllık 1,6 milyon ton kapasiteyle dünyanın en büyük tek lokasyonlu alüminyum eritme tesisini işleten Bahreyn, mart ayı başından bu yana fiilen kapalı olan Hürmüz Boğazı üzerinden sevkiyat yapamaması nedeniyle mücbir sebep ilan etti ve üretimini %19 oranında azalttı. Katar merkezli bir diğer ortak girişim ise, İran’ın Katar enerji altyapısına yönelik saldırılarının ardından yaşanan doğalgaz kıtlığı nedeniyle kontrollü bir üretim durdurma kararı aldı. Bu iki tesisin toplam yıllık üretim kapasitesi yaklaşık 570 bin ton seviyesinde olup, halihazırda üretim ya tamamen durmuş ya da ciddi ölçüde azaltılmış durumda.

Hürmüz’ün otomotiv sektörü üzerindeki etkisi uzun sürebilir

Üretimin aksaması ve lojistik ile nakliye süreçlerinde yaşanan kesintiler, otomotiv sektöründe özellikle yan sanayi firmaları ve tedarikçiler üzerinde ciddi bir baskı yaratıyor. Üstelik tedarik zincirindeki pek çok ara ürünün Hürmüz Boğazı ve Süveyş Kanalı gibi Orta Doğu’dan geçen kritik hatlara bağlı olması, bu etkinin daha da derinleşmesine neden oluyor.

6 haftayı aşkın süredir devam eden çatışmalar sonrası, ateşkes ile bu kırılgan yapıyı daha da zorlayarak özellikle enerji piyasaları üzerinde yıkıcı etkisini sürdürmeye devam edecek mi, göreceğiz.

Çağrı Koray Öztopçu

Close Search Window
Close