15:44 HARVARD BUSINESS REVIEW TÜRKİYE

E-otonom akıllı araçlar, e-mobilitenin geleceği

E-otonom akıllı araçlar, e-mobilitenin geleceği. Otonom araçlar, üzerindeki sensör, kamera ve radarla gittiği yolu, trafik durumunu ve çevre şartlarını algılayarak çalışan otomobillerdir. Bu araçları 21. yüzyıl içerisinde yeni yeni görmeye başladık fakat gelecekte daha fazla önde olacak teknolojilerin başında geliyorlar.

1939’da Norman Bel Geddes, yola gömülü metal sivri uçlarla üretilen radyo kontrollü elektromanyetik alanların yönlendirdiği elektrikli bir araç olan ilk sürücüsüz arabayı yarattı. 1958’de ise üretici firma bu konsepti gerçeğe dönüştürdü. Sürücüsüz araç teknolojisi günümüzde radar, GPS, odometri ve bilgisayar görüşü sistemleriyle donatılarak trafikteki yerini alıyor.

Otonom araçlar otomatik pilot sürüşünü, sensörler sayesinde trafikteki fren yapan ve park halindeki araçların konumlarını belirlerken, aracın direksiyon kontrolü, yavaşlama, hızlanma gibi manevralarını doğru ve hızlı bir şekilde gerçekleştiriyor. Mesafe ölçebilen özelliklere sahip bu sensörler kameralarla tabelaları, yayaları yani canlı ve cansız tüm nesneleri algılıyor.

E-otonom akıllı araçlar ve aşamaları

Seviye 1, sürücü asistan, hız artırma ya da azaltma, yol kontrolü ve sensörleri sayesinde otomatik olarak frenleme yapması gibi özellikler barındırır.

Seviye 2, kısmi otomasyon hızlanma ve araç kontrolü gibi eklemeler içerir.

Seviye 3, Koşullu otomasyon, araçların bu seviyede çevre kontrolünü kendileri sağlar, belli bir hıza kadar, otonom araçları kendileri sürer.

Seviye 4, yüksek otomasyon, frenleme, tam direksiyon kontrolü, hız azaltma ya da artırma, araç ve yolun takibi gibi şerit değiştirme, dönme ve sinyal verme gibi karar gerektiren eylemler de araba tarafından yapılır.

Seviye 5, tam otonom, kontrolün tamamıyla araçta olması olarak özetlenebilir.

E-otonom araçlar ile yeni bir ekosistem oluşuyor

Otonom sürüş ve bu teknolojiyle ilgili tüm hizmetler hayatımızın bir parçası olacak. Otonom akıllı araçlar, otomotiv ekosisteminin günümüzde en fazla yatırım yapılan alanlarından birisi olurken, e-mobilitenin gelişmesinde en önemli bakış açısını tüketicilere benimsetti. Şu anda dünyada 30 milyondan fazla sürücüsüz araç olduğu biliniyor.

Otonom sürüş, tüketiciler için müşteri bağlılığı, finansal ürünler, sigorta gibi ürünlerde önemli bir değer yaratıyor. Otomotiv endüstrisi içinde otonom akıllı araçların servis, tedarik, alt yapı yatırımı, Ar-Ge faaliyetleriyle birlikte özellikle yazılım ve mobil operatörlerle yeni satış ve iş stratejileri geliştirme, yeni teknolojik yetenekler edinme ve güvenlikle ilgili endişeleri giderme konusunda yeni oluşumları birlikte getireceğini görüyoruz.  

Tüketici deneyimi de değişiyor, yeni hizmet modeli oluşuyor

Otonom sürüş yalnızca ticari ve teknolojik uygulanabilirliğini değil, aynı zamanda, sürücüler, otomobil endüstrisi ve toplum için önemli bir yeni ekosistem oluşturuyor. Tüketiciler farklı bir mobil deneyim yaşarken, otonom araçların sundukları ve sürekli yoldaki sensörlerle haberleşen sensör sistemleri sayesinde, sürüşü daha güvenli, daha rahat ve daha keyifli yapıyor.

Otonom akıllı araçların sunduğu en önemli artılardan biri zaman açısından yoğun şehir trafiğinde araba sürerken, bir toplantıya girme, bir film izleme ve hatta çalışma imkanı sunuyor diyebiliriz. Ayrıca bu araçlar, yaşlı sürücüler için toplu taşıma veya araba paylaşım hizmetlerinin ötesine geçen hareketlilik seçenekleri sağlayabilir. Avrupa’da gelişmiş sürücü destek sistemlerinin giderek daha fazla benimsenmesinin 2030 yılına kadar kaza sayısını yaklaşık yüzde 15 azaltabileceği öngörülüyor.

Otonom arabaların diğer endüstriler üzerindeki zincirleme etkileri önemli olabilir. e-akıllı otonom araç teknolojisi, araba kazalarının ve çarpışmaların sayısını azaltarak, yol yardımına, onarıma ihtiyacı azaltacak ve tüketicilerin yüksek sigorta primleri ödemelerini önleyerek, yeni sigorta modellerini ortaya çıkaracak.

Otomobil üreticileri yeni sigorta ürünlerini denerken, tüketicilerine kişiselleştirilmiş teklifler sunuyor. Otomobil şirketleri sigorta poliçelerini tüketicilerine göre uyarlıyor ve önemli bir avantaj sağlıyor.

e-Otonom akıllı ve bağlantılı araç pazarı büyüyecek. E-otonom akıllı araçlar, e-mobilitenin geleceği

2030’da satılan binek otomobillerin yüzde 20’si otonom teknolojilerini içeriyor ve 2035’e kadar bu oranın yüzde 57’ye ulaşması bekleniyor. Pazar, 2030 ile 2040 arasında her yıl yaklaşık %40 büyüyecek.

Üreticiler, 2035 yılına kadar, otonom sürüşün 400 milyar dolar seviyesinde bir gelir sağlayabileceğini açıklıyor.

Pazarın, 2030 ile 2040 arasında her yıl yaklaşık %40 büyümesi ve yaklaşık 1.7 trilyon dolarlık bir toplam değer havuzuna katkıda bulunması bekleniyor.

Sürdürülebilirlik adımları yeni ekosistemde de çok önemli

Araştırmalar, küresel karbon emisyonlarının yaklaşık yüzde 30’unu ulaşımın oluşturduğunu ve bu emisyonların yüzde 72’sinin fosil yakıtlı araçlardan geldiğini gösteriyor.

Otonom sürüş, insanların şehirdeki mobilite hakkındaki düşüncelerini değiştiriyor, ortak mobiliteyi daha uygun fiyatlı ve çevreyi daha yeşil aynı zamanda yaşanabilir hale getiriyor.

Üreticiler, elektrikli araçlarda da önemli olduğu gibi akıllı araçlarda tüm kilit bileşenleri yeniden kullanmayı, geri dönüştürmeyi ve kullanım ömrü sona erdikten sonra araçlara erişimi sağlamak için çalışıyorlar.

Diğer taraftan belediyeler ve yerel otoriteler de şehirlerde e-mobilitenin gelişmesi, önemli bir rol oynaması için otonom araçlara uygun trafik ışık ve levha yatırımların yaparak, yolları otonom sürüşe uygun hale getirmeliler. Ayrıca birçok ülkede büyük şehirlerde gördüğümüz elektrikli araçlar dışındaki geleneksel araçlardan ek vergi alınması, elektrikli araçlara özel ücretsiz park yeri gibi uygulamalar genişletilmeli.

Devletler e-otonom akıllı araçlar için teşviklere devam ederken, şarj ağlarının genişlemesi ve mobilite servisi hizmeti veren firmaların desteklenmesi sistemin gelişimi açısından da çok önemli olacak.

Sürdürülebilirlik açısından baktığımızda, gelişen teknoloji ve tüketici beklentileri ile beraber ticari ve teknolojik uygulanabilirliği ile büyük şehirlerde paylaşımlı otonom araçların ve otonom toplu ulaşım hizmetlerinin elverişli, daha ekolojik ve verimli hale geleceği günler çok uzakta değil. Toplu taşıma şehirlerde trafiğe ilişkin tüm bileşenlerde enerji tüketimlerin azalacak ve bu sayede daha doğa dostu hale gelerek kentsel kaliteyi artıracak.

Çağrı Koray Öztopçu

E-Mobilite üzerine yazılan diğer makalelere bu aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

https://www.korayoztopcu.com/kategori/e-mobilite/

Sürdürülebilirlik üzerine yazılan diğer makalelere bu aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

https://www.korayoztopcu.com/kategori/surdurulebilirlik/

Close Search Window
Close