Elektrikli Araçlar mı? Hidrojen yakıtlı araçlar mı? Dünyada sürdürülebilirlik bakış açısı tüm paydaşların desteği ile yayılırken, dekarbonizasyon yolculuğu ivme kazanıyor. Mevcut yakıt kaynaklarının bir gün tükenme riskinin bulunması insanlığı yeni kaynak arayışlarına iterken, bu kaynakların sürdürülebilir olması ve ülkelerin açıkladığı karbon nötr haritalarında önem açısından ilk sırada yer alıyor.
Sürdürülebilir mobilite
Elektrikli araçlar, tüm otomotiv sektörü ve yan sanayide büyük bir değişime neden oluyor. Bu değişimle beraber otomotiv üreticileri ve bilim adamlarının bir kısmı bu konuda ikiye bölünmüş durumdalar.
Mevcutta içten yanmalı motorlu araçlarda otomotiv endüstrisinin sağladığı yan sanayi ve teknoloji gereksinimi, yapıyı tamamen değiştirirken, otomotiv sektöründe yeni pazarlar, yeni tedarik süreçleri ve yeni bir ekosistem oluşuyor.
Diğer yandan mobiliteyi karbondan arındırma yarışında hidrojen çeşitli nedenlerle giderek daha umut verici bir seçenek olarak ortaya çıkıyor. Hidrojenle çalışan mobilite, sıfır egzoz emisyonunu uzun menzil, hızlı ve sessiz yakıt ikmali, iklimsel değişikliklere dayanıklılık, ölçeklenebilirlik kolaylığı, kaynak bulma esnekliği ve şebeke elektriğinin kısıtlamalarından kurtulma gibi avantajlar sunmasıyla bu alana yatırıma ağırlık veren şirket sayısında da artış görülüyor.
Burada tüm bakışların odak noktası ise sürdürülebilirliği mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimi için gereken verimlilikle birleştirdiğinden hidrojenin şehir içi ve daha uzun mesafeli taşımacılık için tercih edilen yakıt olması…
Hidrojen yakıtının geçmişi de elektrikli araçlar kadar eski ve 18. yüzyıla uzanıyor
Hidrojenin enerji kaynağı olduğunu 1839’da William Grove’un hidrojen enerjisi “yakıt hücresi” denilen ve hidrojen enerjisi üreten sistemleri keşfetmesiyle anlaşıldı. Yakıt hücreleri 1800’lü yılların ikinci yarısında insan hayatını kolaylaştıracak en büyük keşiflerin başında sayılmış. Ancak petrol ile çalışan içten yanmalı motorların icadı (1876) ve petrolle hareket eden araçların üretilmesiyle bu heyecan azalır gibi olmuş.
Hidrojen yakıt hücreli elektrikli arabalar nasıl çalışır?
Yakıt hücreli elektrikli otomobiller, evrende en bol bulunan hidrojen elementiyle çalışır. Özünde bir yakıt hücresinde hidrojen, araca güç sağlamak için elektrik üretmek üzere elektrokimyasal olarak reaksiyona girer. Yakıt hücreli otomobiller, gazı yakmayan, bunun yerine yakıtın kimyasal enerjisini elektrik enerjisine dönüştüren yerleşik bir yakıt hücresi yığınını besleyen sıkıştırılmış hidrojen gazıyla çalıştırılır. Bu elektrik daha sonra otomobilin elektrik motorlarına güç sağlar. Egzoz emisyonları sıfırdır ve üretilen tek atık saf sudur.
Yakıt hücresinin yapısı bir bataryaya benzerken, hidrojen gazı, yakıt hücresi yığınına yakıt sağlamak için karbon fiberle güçlendirilmiş tanklarda depolanır. Hidrojen, ayrılmayı destekleyen bir katalizör ve elektrik motoru ile elektrik motoruna rejeneratif frenlemeden ek güç veren pilden oluşur. Egzozdan ise sadece su buharı çıkar.
Hidrojen yakıtlı araçları elektrikli ve benzinli araçlardan ayıran özellikler. Elektrikli Araçlar mı? Hidrojen yakıtlı araçlar mı?
-Hidrojen yakıtlı araçlar 3-5 dakika gibi hızlı bir sürede yakıt ikmali yaparken, elektrikli araçlarda %80 şarja (DC) ortalama 30 dakikada ulaşılıyor
– Hidrojen yakıtlı araçlar daha yüksek menzile sahip (içten yanmalı motorlu araçlara paralel)
-Yakıt ikmal kolaylığı sebebiyle toplu taşıma araçları ve farklı iş modelleri için çok büyük bir avantaj sunuyor.
Hidrojen yakıt hücreli arabalar sessizdir, enerji açısından oldukça verimlidir, emisyon üretmez ve benzinli muadilleriyle eşdeğer menzile ve performansa sahiptir.
Yakıt hücreli araçlar, yeterli miktarda hidrojen yakıtı taşırken eşdeğer miktarda yakıtla geleneksel içten yanmalı bir motora sahip bir arabanın yaklaşık iki katı kadar yol kat ediyor
Yakıt hücreli araçlar, ülkelerin petrole olan bağımlılığını azaltırken, sürdürülebilir adımlar atılmasına da hizmet ediyor.
Hidrojenli ve elektrikli araçlar ile sürdürülebilirlik.
Hidrojen ile çalışan yakıt hücreleri yüzde 100 yenilenebilir, çevre dostu bir enerji sistemi olmasıyla çok tartışılan elektrikli araçlarda kullanılan lityum-iyon pillerin geri dönüşümünü sorununa da çözüm sunmuş oluyor
Hidrojen araçlar, saf su buharı yaymasıyla da çevre dostu mobilitenin geleceği olarak görünüyor. Bu aşamada, elektrikli araçlar otomotiv sektöründe bir basamak olarak görülürken, hidrojen üretimi ve dağıtımı ilerledikçe hidrojen yakıt hücreli araçların elektrikli araçların yerini alacağını ilerleyen dönemlerde daha net görebileceğiz.
Çağrı Koray Öztopçu
E-Mobilite üzerine yazılan diğer makalelere bu aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
https://www.korayoztopcu.com/kategori/e-mobilite/
Sürdürülebilirlik üzerine yazılan diğer makalelere bu aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
https://www.korayoztopcu.com/kategori/surdurulebilirlik/
