16:16 BLOOMBERG BUSINESSWEEK TÜRKİYE

Elektrikli araçlar petrol ekonomisini nasıl etkiliyor?

Elektrikli araçların yükselişi, e-mobilite adımlarının hızlanması son yıllarda otomotiv sektöründeki en önemli değişikliklerden biri oldu. Dünya çapında hükümetler karbon emisyonlarını azaltmak için çalışırken, daha temiz enerjiye yönelik çabalar ivme kazanıyor ve elektrikli araçlar tüketiciler arasında giderek daha popüler bir tercih haline geliyor.

Elektrikli araçlar halâ küresel araç satışlarında artan ama küçük bir paya sahip olsa da, önümüzdeki yıllarda ulaşım alanına liderlik etmeye hazırlanıyor. Bu durum, elektrikli araçların, uzun süredir küresel enerji pazarının omurgası olan petrol endüstrisi için ciddi bir tehdit oluşturup oluşturmadığı ve gelen son haberlerle “2024’te Petrol Ekonomisi Yükselişte” mi acaba sorusunu sormamıza yol açtı.

Elektrikli araç devrimi, petrol endüstrisi için bir tehdit mi?

Birincil yakıt kaynağı olarak petrole ihtiyaç duymaması nedeniyle elektrikli araçların yükselişi petrol endüstrisi için bir tehdit oluşturuyor. Uluslararası Enerji Ajansı’na (IEA) göre ulaşım, küresel petrol talebinin yaklaşık %60’ını oluşturuyor ve elektrikli araçların yükselişi bu talebi önemli ölçüde azaltacak.

Bazı araştırmalara göre yollardaki elektrikli araçlar günde 1,5 milyon varil petrol talebinin yerini alırken, bu rakamın 2025 yılına kadar günlük yaklaşık 2,5 milyon varil olması bekleniyor. Elektrikli araçların 2050 yılına kadar petrol talebinde günde 21 milyon varilin yerini alacağı tahmin ediliyor.

Elektrikli araçların 2030 yılına kadar küresel petrol endüstrisini yok edeceği görüşü belirirken, hızlı elektrikli araç ivmesinin petrol endüstrisinin beklentilerine zarar vereceği konusunda herkes hem fikir.  

Petrol ekonomisiyle birlikte hammadde, endüstrideki kıtalararası rekabet de elektrikli araçların gelişiminde etkin mi?

Çok yakın zamanda, Avrupa Konseyi ve Parlamento, araç emisyonlarını sınırlamak için yeni kurallar belirleyecek Euro 7 düzenlemelerine ilişkin geçici bir anlaşma duyurdu.

Yeni Euro 7 emisyon kuralları, ilk kez otomobilleri, elektrikli araçları, minibüsleri ve ağır hizmet araçlarını tek bir yasal düzenleme çerçevesinde kapsayacak. Euro 7 düzenlemeleri, emisyon ve batarya dayanıklılığı açısından araçları, motorlarını, bileşenlerini ve ayrı teknik ünitelerini kapsıyor.

Anlaşma, otomobiller ve kamyonetler için önceki Euro 6 emisyon limitlerini korurken artık otobüs ve kamyonlar için limitleri azaltacak. Yönetmelikler ayrıca, elektrikli araçlar için frenlerin ürettiği parçacıkları da sınırlayacak.

Asya’nın elektrikli otomobil araçlarda yarattığı sıcak rekabet, Asyalı otomobil üreticilerini ABD ve Avrupa’nın sunduğu ileri teknolojiye sahip elektrikli araçlara göre daha düşük fiyatlarla öne çıkarıyor. Aynı zamanda batarya sürüş menzili konusunda rekabeti değil, yeni modelleri hızlı bir şekilde piyasaya sürerken bir dizi özelliği bir araya getiriyorlar: araç içi uygulamalar, müzik -ses sitemleri buzdolapları ve sürücü asistanı bunlardan birkaçı. Bu rekabetin vergi uygulamaları-düzenlemelerle önüne geçmeye çalışan Avrupa ve ABD’de, elektrikli araçlara geçiş, teşviklerinde kalkması ile yavaşlayabilir.

Kızıldeniz’de devam eden lojistik sıkıntıları ürünlerinde bir kıtadan bir kıtaya küresel ticarete ve elektrikli araç satışlarına etkisi artıyor. Ekim 2023’ten bu yana, gemilerin Kızıldeniz’den kaçınmak için Afrika ve Ümit Burnu çevresinden dolaşması ve bunun sonucunda navlun ücretlerinin artması nedeniyle küresel ticaret %1,3 oranında azaldı. Asya’dan Kuzey Avrupa’ya seyahat eden bir konteynerin maliyeti yaklaşık 3 kattan fazla artı.

Teşvikler, elektrikli mobilitenin büyümesinde çok etkin

Elektrikli araçlardaki büyüme, uygun fiyatlı elektrikli araçların artan kullanılabilirliği, batarya teknolojisindeki gelişmeler ve hükümetlerin teşvikleri de dahil olmak üzere çeşitli faktörlerden kaynaklanıyor. Büyük otomobil üreticileri e-mobilite adımlarını hızlandırmak ve içten yanmalı modellerini aşamalı olarak kullanımdan kaldırmak için son tarihler belirliyor.

Yakın zamanda, 2030 yılına kadar Almanya’da trafikteki elektrikli araç sayısının 15 milyona yükseltilmesi için elektrikli araç satın almak isteyenlere ödenmesi öngörülen 6 bin euroya kadar teşvik uygulamasına son verildi. Almanya’da 2016 yılından bu yana elektrikli araç satın alanlara devlet tarafından 10 milyar euro teşvik primi ödendiği belirtilirken, bu karar nedeniyle elektrikli otomobil satışında büyük ölçüde düşüş bekleniyor. 2030 yılına kadar 15 milyon elektrikli araç hedefine ulaşmanın da mümkün olamayacağı düşünülüyor.

Petrol talebi üzerindeki etki bölgesel olarak değişirken, güçlü bir yenilenebilir enerji altyapısına sahip ülkelerde, petrolden uzaklaşma daha hızlı olacak. Bunun aksine, sınırlı şarj altyapısı ve yüksek düzeyde petrol bağımlılığı olan gelişmekte olan ülkelerde daha az etki görebileceğiz.

Elektrikli araç devrimi, petrol talebinde ve fiyatlarında düşüşe yol açabileceğinden petrol endüstrisi için bir tehdit oluşturuyor. Diğer taraftan petrol şirketleri uyum sağlama ihtiyacını portföylerini çeşitlendirmek için yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yaparak şekillendirecek. Dünya sürdürülebilir enerji kaynaklarına yönelmeye devam ederken, petrol endüstrisinin uyum sağlama yeteneği gelecekteki başarısını belirleyecek.

Elektrikli bataryalı ya da yakıt hücreli araçların hızlanan Ar-ge çalışmalarıyla gelişen teknoloji ve ülkelerin desteğiyle hayatımızdaki yeri daha da artacak. Sürdürülebilir bir gelecek ve yeni nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakabilme yolunda daha hızlı ilerlemek için teşviklerin ve şirketlerin Ar-Ge yatırımlarına devam etmesi şart gibi gözüküyor.

Çağrı Koray Öztopçu

Close Search Window
Close